19.06.2010

Hastalığımız TEMBELLİK


ZİNDAN-I ÂTÂLET




İslâm dünyasında Müslümanları üzen olayları birlikte görüyor ve çok üzülüyoruz. Problemin sebeplerini araştırıyor ve çareler arıyoruz. Bu mevzuda BEDİÜZZAMAN hazretlerinin de Münazarat isimli eserinde problemi nasıl gördüğüne bakalım, sunduğu reçeteleri birlikte okuyalım. O’na göre hastalığımızın genel adı ,-zindan-ı atâlet-(TEMBELLİK) tir. Önce bu derde düşüş sebepleri araştırılıyor.


“S - Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir?”


Bediüzzaman soruyor ve cevabını da söylüyor. Hayatı faaliyet, hareket olarak ifade ederek şevkli olmaya dikkatimizi çekiyor. Zira şevk, her türlü hizmette taşıyıcı yani binektir.


“C - Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir(bineğidir). İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat(hayat mücadelesi) meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan


1)YEİS(Ümitsizlik) rast gelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. “ Birinci problemin adı belirtiliyor, çaresi de Yüce Kitabımızdan gösteriliyor;



“Siz o düşmana karşı "Ümidinizi kesmeyin." Zümer Sûresi, 39:53.)kılıncını istimal ediniz.”


Birinci problemi aşan Müslümanlar yeni engelle karşılaşmakta gecikmezler;


“2)Sonra müzahemetsiz(zahmetsiz) olan hakkın hizmetinin yerini zapteden MEYLÜTTEFEVVUK (üstünlük) istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür.”  Birinci engeli aşan müslümanın nefsi onu üstünlük duygusu ile avlamaya çalışır. Peki çaresi nedir?


“Siz  (Allah için olunuz)  hakikatini o düşmana gönderiniz.”


Bu defa da karşımıza, birbirine zincir gibi bağlı devam eden temel sebepleri terk ettiren üçüncü derdimiz çıkar;


“3)Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden ACULİYET (acelecilik) çıkar, himmetin ayağını kaydırır.” Elbette devası da vardır; “Siz,("İbadette, musibette ve günahtan kaçınmakta sabırlı olun; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın; her an cihada hazırlıklı bulunun." Âl-i İmrân Sûresi, 3:200.)  yu siper ediniz.”


Şimdi yeni bir derdimiz ve çaresi karşımıza çıkıyor;


4)”Sonra da, medeni-i bittab (yaratılışı medeni ) olduğundan ebnâ-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramaya mükellef olan insanın âmâlini dağıtan FİKR-İ İNFİRADÎ (şahsi fikir) ve TASAVVUR-U ŞAHSÎ(şahsî düşünce)  karşı çıkar.”


İnsanların çözüm bekleyen konular hakkında fikir üretmeleri güzel olmakla beraber, başka düşünce sahiplerinin fikirlerine de önem verip düşüncelerini zenginleştirip güç toplamaları gerekir. Aksi davranış ise bizi hüsrana götürür. Peki, çaresi nedir?


Siz ( "İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır." el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463; el- Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:481, no: 4044.)   olan mücahid-i âlî-himmeti mübarezesine çıkarınız.”


Başka arkadaşlarımızın çekilmesi veya üşenip vazifelerini yapmaması bize kötü misal oluyorsa, bu da önemli bir hastalığımızdır.


5)”Sonra, BAŞKASININ TEKÂSÜLÜNDEN (üşenmesinden)GÖRENEK fırsat bulup, hücum edip belini kırar.”


Teşhis tamam peki ilacı nedir derseniz buyurun Siz de,


"Tevekkül etmek isteyenler Allah'a güvensinler (başkalarına değil)." İbrahim Sûresi, 14:12.) olan hısn-ı hasîni (çok kuvvetli sağlam kaleyi) himmete melce ediniz.”


Nefis ve şeytanın problem üretmede eşi ve benzeri yoktur. Hâlâ gücünüz varsa yeni imtihan ve cevaplarını beraber okuyalım;


6)”Sonra da acz ve nefsin itimatsızlığından neş'et eden ve İŞİ BİRBİRİNE BIRAKMAK olan düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur.”


Nefis size –her şeyi ben yapıyorum biraz da başkaları yapsın – diye aldatmaya kalkarsa lütfen kanmayınız. Yaptığınız iş doğru ise endişeye gerek yoktur. Bakın şimdi şurubumuza;


“Siz de,( "Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez." Mâide Sûresi, 5:105.)  olan hakikat-i şâhikayı üzerine çıkarınız. Tâ, o düşmanın eli o himmetin dâmenine yetişmesin.”


7)”Sonra, ALLAH’IN VAZİFESİNE MÜDAHELE EDEN DİNSİZ DÜŞMAN GELİR; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder.”


Dünyaya geliş gayemizi bilirsek, ömür boyu imtihan olduğumuzu hatırlar, elbette yılgınlık göstermeyiz. Allah’a ve Kur’an’a dayanırsak yolumuz aydınlıktır. Şimdi biraz daha nurlanalım;


“Siz de, ( "Emrolunduğun gibi dos doğru ol." Şûrâ Sûresi, 42:15.)       “Efendine efendi olmaya çalışma.) olan kâr- âşina (işbilir) ve vazifeşinas (işine bağlı) olan hakikati gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin.”


Şimdi de rahata olan meylimiz başımızın belâsı olarak önümüzde durmaktadır. Sizleri bilmem ama beni çok rahatsız ettiği kesin. Bunun için epeyce bahane de buluyorum. Yaşımı, rahatsızlıklarımı sıralayınca hemen sarılıyorum. Sonra okudukça, bir şeyler üretmeye çalıştıkça rahatlıyorum. Öyleyse çalışmaya, okumaya devam...


8”)Sonra, umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası olan MEYLÜRRAHAT (rahata düşkünlük meyli) geliyor. Himmeti kaydeder, zindan-ı sefalete atar.


Siz de ( "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." Necm Sûresi, 53:39.) olan mücâhid-i âlicenabı o cellâd-ı sehhara (büyüleyici sihirbaz cellada) gönderiniz.”


İhtiyacım olanı öğreniyor, galiba biliyorum. Öyleyse çok çalışmalı çok gayret etmeliyim. Sadece üzülmek timsah gözyaşı dökmek çözüm değilmiş, anladım...


“Evet, size meşakkatte büyük rahat var. Zira, fıtratı müteheyyiç(hareketli) olan insanın rahatı yalnız sa'y (çalışma) ve cidaldedir (mücadelede).”


Gerçek rahatı isteyen, dünyanın her tarafındaki Müslümanların perişan hallerine çözüm arayan, onlara muhabbetlerinden zerre miktar tereddüt etmediğim kardeşlerimin gerekenleri yapacaklarına inanıyor, insanlığında buna muhtaç olduğunu düşünüyorum.


29/06/2008


HİLMİ ARKIN

Tembellik nedir, tembellikten kurtulmak için manevi bir reçete var mıdır?

Tembellikten kurtulmak için, önce bunun kötülüğünü bilmeli, ondan sonra da tedavisine bakmalıdır. (İnsan, ancak çalıştığının faydasını görür) mealindeki âyet-i kerimeyi düşünmelidir. Resulullah efendimiz tembellikten Allahü teâlâya sığınmış, (Ya Rabbi, beni, tembellikten koru!) diye dua etmiştir. Tembelliğin ilacı, çalışkanlarla konuşmak, tembel, uyuşuk kimselerden kaçınmak, Allahü teâlâdan haya etmek lazım geldiğini ve azabının şiddetli olduğunu düşünmektir. Dinini iyi bilen salih kimselerle görüşmelidir. Sabah namazına uyanmak için çalar saat gibi bir tedbir almalı. Birkaç gece kalkınca, artık âdet olur, uyanmak kolaylaşır. Bir insan bir işin kendisi için faydalı olacağına inanmadıkça, yeni bir şeyi kabul etmez, eski alışkanlığından da vazgeçemez.

KİŞİSEL ATALETİ OLANLAR VAR MISINIZ BUNDAN KURTULALIM???

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yardım Eli

Sorularla Islamiyet